1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Yaşam tarzı migreni doğrudan etkiliyor!

Yaşam tarzı migreni doğrudan etkiliyor!

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen migrenin hangi durumlarda tetiklenebileceği ve hangi önlemlerin alınabileceği hakkında açıklamalarda bulundu.

Migrenin en önemli özelliği, kişiyi işlevsiz bırakacak kadar şiddetli olması!

Migrenin, yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değil; kişinin günlük yaşamını, iş performansını ve sosyal hayatını önemli ölçüde etkileyebilen nörolojik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Burcu Polat, “Genetik yatkınlık zemininde gelişen migren, çoğunlukla tek taraflı ve zonklayıcı baş ağrısıyla birlikte ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma gibi belirtilerle seyreder.” dedi.

“Normal baş ağrılarından en önemli farkı kişiyi işlevsiz bırakacak kadar şiddetli olmasıdır.” diyen Doç. Dr. Polat, “Basit bir ağrı kesiciyle kolayca kontrol altına alınamayan migren atakları, yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. Toplumda oldukça yaygın görülen migren, yaklaşık her beş kadından birini ve her on erkekten birini etkiler.” bilgisini paylaştı.

Yaşam biçiminde yapılacak düzenlemeler, migren ataklarının azalmasında etkili olabilir!

Migren tedavisinde ilaçlar önemli bir yere sahip olsa da yaşam biçiminde yapılacak düzenlemelerin, atakların sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmada etkili olabileceğini dile getiren Doç. Dr. Polat, şöyle devam etti:

“Migrenli bireylerin sinir sistemi; uyku düzeni, beslenme, stres ve çevresel uyaranlara karşı daha hassastır. Bu nedenle düzenli bir yaşam ritmi oluşturmak, sinir sisteminin daha dirençli çalışmasına katkı sağlayabilir. Büyük değişiklikler yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar kazanmak çoğu zaman daha başarılı sonuçlar verir. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri bu yaklaşımın temelini oluşturur.”

Hem yetersiz hem de fazla uyumak migren ataklarını tetikleyebilir!

Migren ile uyku arasında güçlü bir ilişki bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Polat, “Hem yetersiz hem de fazla uyumak migren ataklarını tetikleyebilir. Bu nedenle önemli olan uyku süresinden çok düzenli bir uyku ritmi oluşturmaktır.” dedi.

Araştırmaların, gece saat 02.00’den sonrasını uykuda geçiren bireylerde beyin sağlığının daha iyi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Doç. Dr. Polat, “Uykusuzluk yalnızca migren ataklarını artırmakla kalmaz; unutkanlık, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve genel sinir sistemi fonksiyonlarının bozulmasına da neden olabilir. Bu nedenle kaliteli ve düzenli uyku, migren yönetiminin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Uyku kalitesini artırmak amacıyla lavanta gibi rahatlatıcı aromaterapi uygulamalarından yararlanılabilir. Nane kokusunun da bazı kişilerde ağrının hafiflemesine katkı sağlayabileceği bilinmektedir. Bu yöntemler tek başına tedavi sağlamasa da destekleyici olarak kullanılabilir.” şeklinde konuştu.

Migren hastaları için en uygun beslenme modeli Akdeniz tipi beslenme!

Migren hastaları için katı bir beslenme listesi bulunmasa da uzun süre aç kalmaktan ve aşırı karbonhidratlı, yüksek kalorili öğünlerden kaçınılmasını öneren Doç. Dr. Polat, “Akdeniz tipi beslenme modeli bu açıdan uygun bir seçenek olarak öne çıkar.” dedi.

Dengesiz beslenme ve obezitenin migren ataklarını daha sık, daha şiddetli ve daha uzun süreli hâle getirebildiğini vurgulayan Doç. Dr. Polat, “Ayrıca kan şekeri dalgalanmaları da migreni tetikleyebileceğinden düzenli öğünlerle beslenmek önem taşır. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin, hastalık gelişmemiş olsa bile kan şekeri dengesini koruyacak şekilde yaşam tarzı benimsemeleri hem migren hem de metabolik hastalıklar açısından koruyucu olabilir. Migren nedeniyle kazanılan sağlıklı yaşam alışkanlıkları yalnızca baş ağrısını değil; obezite, hipertansiyon, diyabet ve bazı kronik hastalıkların riskini azaltmaya da katkı sağlayabilir.” açıklamasını yaptı.

Düzenli egzersiz migren ataklarını azaltabilir!

Haftada 3-5 gün, 30-60 dakika tempolu yürüyüş veya aerobik egzersiz yapılmasının migren ataklarını azalttığına değinen Doç. Dr. Burcu Polat, “Egzersiz yalnızca baş ağrısını değil; uyku kalitesini, stres yönetimini ve ruh sağlığını da olumlu etkiler.” dedi.

Yoğun çalışma temposu nedeniyle düzenli spor yapamayan kişilerin ise günlük yaşamlarına hareket katmaya çalışmasını öneren Doç. Dr. Polat, asansör yerine merdiven kullanmanın, uzun süre oturmamanın ve gün içinde kısa hareket molaları vermenin bile hareketsiz kalmaktan daha faydalı olduğunu söyledi.

Nöromodülasyon, ilaç dışı migren tedavisinde etkili bir seçenek olabilir!

Yaşam tarzı düzenlemelerinin yanı sıra ilaç dışı tedavi yöntemlerin de migren yönetiminde kullanılabileceğini ifade eden Doç. Dr. Polat, “Bunlardan biri nöromodülasyon uygulamalarıdır.” dedi.

Düşük düzeyde elektriksel veya manyetik uyarılarla çalışan bu cihazların alın, kafa, boyun veya kulak bölgesine uygulanarak sinir sisteminin ağrıya verdiği yanıtı düzenlemeyi hedeflediğini aktaran Doç. Dr. Polat, “Ağrı eşiğinin yükselmesine yardımcı olabilen bu yöntemler özellikle ilaç kullanamayan, ilaçlardan yeterli fayda görmeyen veya eşlik eden depresyon ve anksiyete gibi sorunları bulunan hastalarda değerlendirilebilir. Nöromodülasyon kalıcı bir tedavi değildir ancak etkisi aylar boyunca sürebilir ve gerektiğinde belirli aralıklarla tekrarlanabilir.” diye konuştu.

Migren günlüğü, tetikleyicilerin belirlenmesine ve tedavinin doğru planlanmasına yardımcı olabilir!

Migren tedavisinde kullanılan vitamin ve mineral desteklerinin her hastada aynı etkiyi göstermese de bazı kişilerde fayda sağlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. Polat, “Migrenli bireylerde hücrelerin enerji üretim mekanizmalarında bazı verimsizlikler olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle özellikle B2 vitamini (riboflavin), koenzim Q10 ve magnezyum desteği uygun hastalarda yararlı olabilir. Ancak bu ürünlerin mutlaka hekim önerisiyle, uygun doz ve sürede kullanılması gerekir.” dedi.

Migren günlüğünün atakların sıklığını, şiddetini, süresini ve olası tetikleyicileri düzenli olarak kaydetmeyi hedeflediğini de sözlerine ekleyen Doç. Dr. Polat, “Baş ağrısının yaşandığı günlerde tüketilen besinler, uyku süresi, stres düzeyi, kullanılan ilaçlar, ilaçların etkisi ve kadınlarda adet dönemi gibi bilgilerin not edilmesi hem hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesini sağlar hem de tedaviyi planlayan hekime önemli bilgiler sunar.” ifadelerini kullandı.

Ağrı kesicilerin sık kullanımı, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı riskini artırabilir!

Ayda dört veya daha fazla migren atağı yaşayanların, ağrıları günlük yaşamını ve iş performansını olumsuz etkileyen kişilerin nöroloji uzmanına başvurmasını öneren Doç. Dr. Burcu Polat, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca ilaç kullanım sıklığı da önemli bir uyarı işaretidir. Basit ağrı kesicilerin ayda 15 günden fazla, migrene özel ağrı ilaçlarının ise ayda 10 günden fazla kullanılması ‘ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı’ gelişme riskini artırabilir. Bu durumda mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmek gerekir.

Migren tamamen kontrol edilemeyen bir hastalık değildir. Düzenli yaşam alışkanlıkları, uygun tedavi planı ve hekim takibiyle atakların sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azaltılabilir, yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yaşam tarzı migreni doğrudan etkiliyor!

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Bug ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin