“Hayır dersem aramız bozulur, kötü biri olduğumu düşünür, beni düşüncesiz zanneder…” Bu tür düşünceler, pek çok insanın günlük yaşamında zihnini meşgul ediyor. Başkalarını üzmemek adına kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen kişiler, zamanla fark etmeden duygusal yüklerini artırabiliyor. Sürekli anlayış gösteren, sorumluluk alan ve herkese yetişmeye çalışan bu kişiler dışarıdan fedakâr görünse de; uzun vadede tükenmişlik, bastırılmış öfke ve ilişki sorunları yaşayabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psk. İlayda Kutevu, “hayır” diyememenin psikolojik nedenlerini ve sağlıklı sınırlar oluşturmanın önemini anlattı.
Hayır demek neden bu kadar zor?
Birçok kişi için “hayır” demek yalnızca bir isteği reddetmek değildir. Aynı zamanda karşı tarafı üzmek, hayal kırıklığına uğratmak ya da ilişkinin zarar göreceğinden endişe etmek anlamına gelebilir. Bu nedenle kişi kendi ihtiyacından çok, karşısındaki insanın vereceği tepkiye odaklanır. Özellikle çocukluk döneminde “uyumlu, fedakar ve herkesi düşünen” davranışlarıyla takdir gören bireyler, yetişkinlikte de kendi ihtiyaçlarını geri planda bırakmaya daha yatkın olabilir. Ancak bu durum yalnızca çocuklukla açıklanamaz; iş hayatı, arkadaşlık ilişkileri ve romantik ilişkiler de bu davranış kalıbını pekiştirebilir.
Suçluluk hissetmeniz yanlış yaptığınız anlamına gelmeyebilir
“Hayır” dedikten sonra hissedilen suçluluk duygusunun temelinde çoğu zaman karşı tarafın duygularından kendimizi sorumlu hissetmek yatar. Oysa empati kurmak ile karşımızdaki kişinin sorumluluğunu üstlenmek aynı şey değildir. Bir insanın üzülmesi, ona zarar verdiğimiz anlamına gelmez. Bazen suçluluk hissi, yanlış bir davranışın değil; ilk kez sağlıklı bir sınır koymanın doğal sonucu olabilir.
Sürekli evet demenin görünmeyen bedeli
Herkese yetişmeye çalışan insanlar çoğu zaman güçlü ve yardımsever olarak görülür. Ancak sürekli başkalarının ihtiyaçlarını öncelemek zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını fark edememesine neden olabilir. Bu süreç genellikle bir anda değil; yavaş yavaş gelişir. Önce yorgunluk başlar, ardından isteksizlik, motivasyon kaybı ve duygusal tükenmişlik ortaya çıkar. Bastırılan ihtiyaçlar ise zamanla kırgınlık ve öfkeye dönüşebilir.
Her sorunu çözmeye çalışmak karşı tarafa da zarar verebilir
Bir ilişkide sürekli çözüm üreten, yük alan ve toparlayan kişi olmak ilk bakışta fedakârlık gibi görünse de uzun vadede ilişki dengesini bozabilir. Çünkü bir taraf sürekli sorumluluk üstlendiğinde, diğer taraf farkında olmadan daha az sorumluluk almaya başlayabilir. Sağlıklı ilişkilerde destek olmak önemlidir; ancak başkasının tüm yükünü taşımak değil.
Sınır koymak ilişkileri bitirmez, güçlendirir
Uzun yıllar uyumlu ve fedakar olarak tanınan kişiler sınır koymaya başladığında çevrelerinden şaşkınlık, kırgınlık veya tepki görebilir. Ancak karşı tarafın bu değişime alışmaya çalışması, sınır koymanın yanlış olduğu anlamına gelmez. Değişen yalnızca kişinin davranışı değil, aynı zamanda yıllardır süren ilişkinin dengeleridir.
Hayır demeyi öğrenmek bencillik değildir
Psikolojik olarak sağlıklı olmak, her isteğe “evet” demek ya da herkesi memnun etmeye çalışmak değildir. Sağlıklı olan; kendi zamanını, enerjisini ve duygusal kapasitesini de hesaba katabilmektir. Kendi ihtiyaçlarına alan açabilen kişiler yalnızca kendilerini korumaz; aynı zamanda daha dengeli, daha sürdürülebilir ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilir.
Hayır demek öğrenilebilen bir iletişim becerisidir
Peki, ne zaman ve nasıl “hayır” demelisiniz? Bir talep sizi fiziksel ya da duygusal olarak zorluyorsa, istemediğiniz halde yalnızca suçluluk duygusuyla “evet” diyorsanız, kendi ihtiyaçlarınızı sürekli ertelemek zorunda kalıyorsanız veya bu isteği kabul etmek sizde huzursuzluk yaratıyorsa, sınır koymanın zamanı gelmiş olabilir. Kendinize şu soruyu sorun: “Bunu gerçekten istediğim için mi kabul ediyorum, yoksa karşımdakini kırmamak için mi?” Eğer cevabınız ikincisiyse ve bu durum size yük, huzursuzluk ya da tükenmişlik hissettiriyorsa, “hayır” demek hem kendinize hem de ilişkinize karşı sağlıklı bir adım olacaktır.
Öncelikle unutulmamalıdır ki “hayır” demek kaba olmak ya da ilişkiyi reddetmek anlamına gelmez. Sağlıklı bir sınır koyarken uzun açıklamalar yapmak veya kendinizi sürekli savunmak zorunda değilsiniz. Karşınızdaki kişinin talebini anladığınızı ifade ettikten sonra, kendi durumunuzu kısa ve net bir şekilde dile getirebilirsiniz. Örneğin; “Bu konuda sana yardımcı olmayı isterdim ama şu an buna zaman ayıramıyorum.” ya da “Şu an buna evet diyemeyeceğim.” gibi açık ve saygılı ifadeler yeterlidir. Unutmayın, her “hayır” aslında gerçekten önem verdiğiniz şeylere söylenmiş bir “evet”tir. Kendi sınırlarınızı korumak bencillik değil; ruh sağlığınızı, enerjinizi ve ilişkilerinizi sürdürülebilir kılmanın en önemli yollarından biridir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı


